16 Temmuz 2017 Pazar

aslında potkal yapacaksın bunlardan şişeleri

şöyle güvenilir sağlam biri çıka gelse de bileklerimi kestirsem acıya doya doya. insan güvenemiyor her zaman herkese ve güvenmemeli de tabi ki her zaman herkese. ben hayallerini kaybetmiş biriyim, böyle hissediyorum, hissetmek ne kötü şey, durmadan düşünmek ne kötü.
odamın penceresinden yaz geçiyor, balkonda oturup renkleri izliyorum ben de ve yükselen binaları 'bunlar şimdi kaç bin liradır kim bilir' diyorum. boş şişelerle ne yapılabilir onu düşünüyorum, sonra durup durup 'aslında potkal yapacaksın lan bunlardan' diyorum sonra şarkı değişiyor. gün değişiyor, ay değişiyor, şarkı hiç durmadan değişiyor. sen hep değişiyorsun. sen hep kirli ve uzak, sen hep mutsuz ve uzak, sen hep bi tanıdıklar görür burada elimi tutma telaşında, sanırım bembeyaz tenin de kırmızı bir ısırık gibi duruyorum, istersen giderim ısırığımı da alıp giderim, boynunda ki çürüğü de alıp giderim.
odamdan bir kaç saatliğine ayrılıyorum ki annem bütün şişelerimi çöpe atmış,
dergilerimi de askere gittiğimde atmıştı. annem bütün değer verdiklerime çöp olarak bakıyor, evet bir tişörtü 7 sene giymek biraz abes katılıyorum.
odamın penceresinden kediler giriyor, biraz sohbet edelim istiyorum, 'hava çok sıcak' desin, 'mahalle de kasap da kalmadı be abi' desin 'şu tarlanın orada bir köpek var sorma anamızı ağlattı şerefsiz' desin, fark etmez sadece 'merhaba' desin. kediler birbirine giriyor, kediler beni dinlemiyor.
sen hep pembe bir tişört ve kot pantolon, en büyük derdin askılı giymene karışılması ve hep sıcaktan şikayet eden bir gün ansızın sikini çıkarıp masaya vuracakmış edasında konuşan bir kız çocuğu, ne zaman kurtulacaksın bu ben ne olacağım kaygından. istersen geleyim en sevdiğin yemeği bilmem ama yine de geleyim. dondurmayı neli seversin bilmem ama yine de geleyim lütfen. ben ne zaman kurtulacağım bu tanıdıgım herkes bana ihanet etmiş hissinden. beni kurtar. beni kimyasaldan ve bu hayattan kurtar, beni bu yükselen binaları izleyip hergün biraz daha bilenmekten biraz daha öfkelenmekten kurtar, elimden al şu aletleri,
bi yerlere götür, konuşmamı bekleme, konuşmam, sigara içerim, gözlerimi kaçıra kaçıra. hadi kurtulalım artık bu tükenmişlikten. bir film aç ve hakkında bişeyler söyle. ben eski albümleri çıkarayım, film kendi kendine dönüp bitsin. bugün de böyle geçsin, pencereden yaz geçsin, içimde üşümüş bir şarapcı.



uyumam gerek

Ben her sabah bu saatler de gamzelerimden su içirtirim kuşlara, Uyumak için yorulmak gerek, biraz da şarap. Ölü kuşlar düşer her sabah yanağıma, her yaşamın içinde biraz ihanet ve zehir muhakak vardır. Uyumak için çok yorulmuş olmak gerek. Arnaud adında yarı alman yarı polonyalı bir çingene elinde koca bir rom şişesiyle çıka geldi bir gün, ben de ona sigara uzatırım, merak ettiği kitabı okudum, annesine mesaj yazdım (çingeneler okuma yazma bilmez. Okuma yazma bilen bir çingene, artık çingene değildir.) Hayallerini kaybetmiş bir çingene artık çingene değildir. Hem hayallerini kaybetmiş bir çingene neye yarar ki? Ben her sabah kendimi camdan aşşağı atıyorum, uyumak için ciğerlerinin patlaması ve 7. katı geçerken şoka girmek gerek, Beşinci Katta çalan bir telefon var, bu dünyada yalnız değilsin.