3 Ağustos 2015 Pazartesi

Bakkal Ali Amcalar ve Karıları/ Canım Rakı Çekti

saat sabah dört başka bir kavimin yok oluşunu hızlandırıyorum,
bilirsin işte bazı eskiciler hiç ölmez çocukluğumuzda kalırlar ve teneke çaldığımız için bizi kovalarlar.
Hikayeciler de ölür, romancılar da, şiirler de ölür.
bilmiyorum işte kim kiminle nereye gömülmek ister bunlar otuz yıl sonranın meseleleri, şimdi açmanın lüzumu yok ki.
Ay mavi olacak yazdı gazeteler evelsi gün, seyrek olurmuş  birkaç asır gerekirmiş görmek için, heveslendim kendimi özel hissettim bekledim ama gördüğüm şey hamamda parlayan göt misali kabak gibi bembeyaz bir şeydi.

Bilirsin işte bazı şeyler hiç ölmez, bakkal ali amcalar ve karıları mesela ölmez işte kalır onlar sakız çalarken, görmezden geldikleri anda kalırlar, başka mahallenin çocuklarını sakız çaldığı için dövdükleri anlarda korkunç kalırlar ama yine ölmezler.
babalar ölüdür, anneler ölümsüz.

Sen şimdi haplanmış pembe çizgili kafanla bana sakaryadan, konurdan bahsediyorsun,
yarın sevgilinden ayrılacağından filan bahsediyorsun bense rakı istiyorum,
şu şarkı hiç bitmesin istiyorum,
sakarya da o saçları kıvırcık, esmer yaşlı dilenci kadını tekrar görmek istiyorum,
askerden kaçtığım gün, gece çiçekcilerin orada keman çalan adamı tekrar görüp eldivenimi geri almak istiyorum çok sarhoştum hiç gerek yoktu öyle bir aksiyona demek istiyorum.
ben kimseyi üç yıl bir kanepede bekleyemem, beklemem inşallah (bu inşallah ah muhsin ünlü den ödünç alınmıştır) ama annem bekler ve ben beklettiğim için özür dilemek istiyorum (bu özür annemin gül yüzünden bir daha söz yapmayacağım diyerek alınmıştır)

Saat sabahın beşi kavimleri rahat bıraksanız artık dedi biri,
ya şimdi hangi sözleşmeyle alacaklar ümitlerimizi bizden evimizin üstünden yol geçecek,
buldozeri kullanan adam sen de mi emir kulusun.

Reklam koyuyorlar, seni en çok seveceğim saatlere reklam koyuyorlar uzun uzun,
telefonları kimse açmıyor.
yetkililer sevişmekten dönüyor, yetkililer çocuklarına dönüyor yetkililer reklamları..
Sana madam martha koyunu anlatmak istediğimde ise alt yazı olarak bir geminin devrildiğinden bahsediyor haber bültenleri, japon balıkları kanalizasyona dağılıyor,
ne zaman çıkıp sana gelmek istesem yıldız tilbe usturası yarıyor iki bileğimi.
bir ceset gibi düşüyorum cigaraya üzerime polis şeritleri çekiyorlar.

Ben sana kendimi hiç anlatamayacak mıyım canım,
şu ellerim hep torba mı tutacak benim,
ama ben sana çocukken amcamın beni nasıl boğduğunu anlatmak istiyorum belki,
kaan sus bıktık artık ve bu şarkı bu saate hiç uygun değil.

Ama bak isminin latincesi yazıyor burada
ve ben boynuna işlenmiş taze bir dövme olarak geçirmek istiyorum bundan sonra ki hayatımı,
beni tuzlu sudan uzak tut en azından ilk iki hafta.
Sen peki hiç anlatmayacak mısın kendini, reklamlar geçti reklamlar bitti,
sana bugün bir kitap aldım, sanırım hiç içimi açıp bakmayacaksın.
Neden kimse bana rakı vermiyor?