28 Şubat 2015 Cumartesi

eskiden tam bu oturduğunuz yerde bir çiçekci vardı

beni başka biriyle yatmakla tehdit ediyorsun ve sanırım cevap bekliyorsun.
Amerikan dizisi mi bu, biz california da mıyız ?
ben birazdan aynasızlara küfür edip, yanımdan geçen kızın götüne şaplak mı atacağım ?
bu sorular bilinmezliğini koruyamayacak, beni tanıyan herkes bilir aslen maraşlı olduğumu ve şu an california da olmadığımı fakat olsak bile beni bununla tehdit etmen bana bir şey katmaz ve benden bir şeyler alıp götürmez ve sana katkısı üç beş gramlık bir et parçası olur.
biz orta doğuluyuz acıyı ciğerlerimize, iliklerimize kadar çekmeden kimseye dokunamayız.

on dört yaşından, yirmi üç yaşına kadar düzenli olarak evden kaçan ben, gitmenin her yolunu bilirim, kaçmanın en vurucu noktaları,
hangi yalanı nerede söyleyeceğin çok önemlidir ve hangi saatleri seçeceğin özel bir önem taşır ve bu mevsime göre değişir.

gidecek ve kalacak yerin yoksa büyük bir sırt çantan ve bıçağın olmalı, rezillik, uykusuzluk..
(saat kaç)
hepsine alışacaksın.

artık hiç bir yer güvenli değil ve hiç kimse güvenilir değil.

arkadaşlar bir saniye buraya bakar mısınız?
arkadaşlar eskiden tam bu oturduğunuz yerde bir çiçekçi vardı, yıktılar ve yerine beş liraya, dokuz liraya kahve satıp  banttan jazz çalınan bu yeri yaptılar,
arkadaşlar kahvelerinizi içmeye devam edin, bu önemsiz bilgi için beni affedin.

tükettiğin sıfırın ekmeğini yemek

tükettiğin sıfırın ekmeğini yiyorsun hala kardeşim,
kovulduğun yerlerin havası.
kime yakışırsa gülmek,
kime yakışmaz ki gülmek ?

bir köpeğim vardı iki yaşında kocaman bir şey, bir gün beraber gezerken üst geçitten geçmemiz gerekti, üst geçit her adım da sarsılıyordu ve hayvan yere çöküyordu,
kucağıma aldım ve elli metre taşıdım hayvanı ayakları yere değiyordu..
O köpeği özledim, ben balkon da içerken beni izlemesini özledim, anlıyor musun ?
bunu sana anlattım ki beni anla diye, beni anlamadın.
şakalarımı ve gücenmelerimi, sarhoşluğumu anlamadın,
verdiğim örneklere ben de şaşıyorum, bir ironi arama sen beni anlamadın.

içimden koşarak geçen adamlar, çantasını hızlıca çekip iyi günde, kötü günde arkasına bakmadan yürüyen kadınlar.
masalara kazınmış yazılara bakıp,
bu dünyadan geçenleri tekrar tekrar düşünen kaç kişi kaldık ?

bizi yüklediler bir geceye,
kamyon dolusu huzursuzluk ile ilerledik,
gergin sinirlerle üşüyerek çektik sigaralarımızı,
öyle ki o anlarda insan içtiği sigaradan bile bir bok anlamaz.
koridorlarda ve koltuk altlarında uyuyan çocuklar vardı,
ayağımı nereye bassam bir anne yükseliyordu,
benim annem bana biraz küs ama anneler küs olsalar bile su isteyebilirler
bu muazzam bir fırsattır barışmak ve düzeltmek için her şeyi, yine, yeniden en baştan.
bir sonra ki yıkıma kadar her şey yolundadır artık.



12 Şubat 2015 Perşembe

merhaba ben kula kulluk ediyorum

ayakta durmakta zorlanıyorum,
çalan şarkının tadını çıkardıktan sonra başlayacağım.
söz konusu ben olunca,
sanırım babam annemin içine boşaldığı için pişman.!
ne yapabilirim ?
geri çekilseymiş keşke,
hayvanca sikişmek korkunç sonuçlar doğurabiliyor tabi.

bugün sol elimi ip ile kestim, kahverengi ve kırmızı bir iz çıktı ortaya hayret,
hiç sigara bastın mı kendine ?
kısa süreli bir acı sonrasında yara kabuğu ve beyazımsı iz.

bedenim, hepi topu kan ve et, insan yavrusu işte.

sanırım abartıyorum, neden ölmüyorsun sen ?
asıl soru neden ölemiyorsun olmalıydı.
bu sorunun cevabını yalnızca allah verebilir.

merhaba ben kula kulluk ediyorum,
ben tek siz hepiniz, hepimize yazıklar olsun.
burnumdan ve ağzımdan gelip fayansa giden damlaları izledim,
hallerinden memnun ilerlediler yok oluşlarından memnun sadece düştüler,
fayans buna sessiz kalarak cevap verdi.

şarkının bokunu çıkararak devam ediyorum.
gördünüz! ulan hepiniz oradaydınız!
çoğaldınız büyüdünüz beni işgal ettiniz.

8 Şubat 2015 Pazar

bir tespit

Mektuplarıma ara vermemin sebebi,
Gönül çizgimin kırılması belkide.
Bir uçak infilak ediyor yüreğimde,
Belime saplanan balta, ben çabaladıkça içime batıyor.
Bu sesler kırılan kemiğin yankısı.

Uçağın içinde bir kaç fil ve panda  var.
İnsanlar gözlerime düşüyor, çoğu ölmüş, birazı ağır yaralı
diğerleri çırpınıyor, ölümden kaçış.

Bir kaç noktaya değinmek istiyorum.
Söz hakkı istiyorum
!
Alamıyorum.
Bir tespitte bulunmak istiyorum,
hiç gereği yokken ve sen kimsin ki sorusuyla keserek bileklerimi.
Benim tespitime ihtiyaç yok.

Uçağın enseme saplanmış olan kanadını yetkililere teslim ediyorum, diğeri kayıp.
Nehire saçılmış vibratörleri kim toplayacak peki ?

Bir devlet terörü esiyor ellerimde, failler belli ama siz yine de  sökün tırnaklarımı.
Sükunet içinde bekliyorum, Dünyadan salı  verileceğim günü.
Elli iki kartlık bir destenin içinde, kayıp bir valeyim.
Evin içinde bir yerlerdeyim ve umarım kitap ayracıyımdır ama hiç sanmıyorum.
Ve bunalımla başlayan bir temizlik anında bulunmayı umuyorum.

Bana kuşkuyla yaklaş, içimde kimyasal bir şeyler taşıyorum.
Elimde cam var, tek hamleyle ikimizinde yüzünü kesebilirim.
Bana kuşkuyla yaklaş yüzüne patlayabilirim.