29 Eylül 2011 Perşembe

Oyun parkında çocukluğum, Evde yalnız gençliğim

Ne bu tren değişti,
Ne de bu bavul,
Geldiğimi kimse görmedi,
Gidişimi de görmeyecek..

Bir orospu nasıl terk ederse ıstanbulu,
Ben de öyle terk ediyorum sizi,
Taşına toprağına lanet edip,
Evimi ve tüm kondomlarımı sonra anılarımı yakıp,
Nefis bir ağlama krizinden sonra,
Külleri sonralara gömüp terk ediyorum sizi..

Tarihte bugün,
Bugün tarihte,
Bugün not düşün tarihe..

Aklım başıma gelince,
Yani eğer ayılabilirsem,
Sana yazmayı bırakırım,
Yanına gelirim..

Gerçek yalnızlık,
Tüm şişeleri boş görmektir,
Sigaranın bitmesidir gece yarısı,
Jiletlerini bulamamaktır,
Kendini asacak bir duvarının bile olmamasıdır.
Veya unutmaktır,
Peki ya unutacaksak,
Unutuyorsak,
Yaşamanın ne anlamı var..

Ben herşey güzel bitsin istedim,
Sarhoş olup ayrılalım,
Ayrıldığımızı unutmuş olarak ayılalım, uyuyalım..

Bence sen doğarken ölmeliydin,
Ve ben yıllar sonra rüyamda görmeliydim seni,
Ve susmalıydım saatlerce,
Sigaramı söndürüp denize atmalıydım kendimi,
Islak ölmeliydim,
Benim için çok geç olduğunu  yetmiş milyona ilan etmeliydi spiker..
İşte sana gişesiz bir aşk daha ..

Bugün hava çok soğuk sevgili günlük,
Aklıma izin verdim,
Çocukluğumu oyun parkına yollayıp,
Tüm söz ve yeminlere ihanet edip,
Önce komşunun kızıyla sonra bakıcımla yattım,
Karnımı anılarla doyurdum, öksürük krizine girdim,
Yani senin anlıyacağın sevgili günlük,
Ben bugün de bi boka yaramadım..

Bir turnuva düzenliyelim,
En güzel, en karizmatik rüyaları seçelim.
Rüyasında beyaz gelinlikli kızı görenler sağa,
Islananlar sola ayrılsın,
Rüyasında beni görenler odama gelsin..

Ellerimi odanda unuttum,
Ayağa kalkıp silecekken gözyaşlarını,
Kapı çaldı ve kaçtım üzerime gelen korkulardan..

Şimdi bu saatte çıksam sokağa,
Bağırarak, şarkı söyleyerek koşsam.
Koşun yangın var,
Koşun don't very be happy,
Koşun lan no women no cry.
Koşun evimiz yanıyor,
Çıkın ulan sokağa ben yanıyorum..

Bugün nışan, üç ay sonra düğün.
Sonra boy boy umutlar doğar.
Torun niyetine sevilecek hayaller,
Sen yine de bir konuş solundaki melekle,
Ben bu kafayla cennete filan gidemem,
Hem annemin haberi yok, eve dönmem lazım..

Sevgili günlük,
Şimdi evde yemek yiyorum, bugün çok güzeldi..
Oyun parkında oynadım,
Gençliğim evde yalnız kaldı,
Ne yaptın diye sordum, Bi boka yaramadım dedi..
İyidir ama biraz sarhoştur sen ona aldırma sevgili günlük..
Hoşçakal sevgili günlük..

20 Eylül 2011 Salı

Yatak Odası Hikayesi 2

Ürkekçe çaldı kapıyı kız, hiç ses duymadı,
Israrla devam etti kız kapıyı çalmaya..
Çocuk kalktı yatağından, alel acele geçirerek üstüne grilerini kapıyı açtı..
Kolunta ki jilet izlerini saklıyormuş gibi annesinden,
Sakladı gözlerinde ki ışığı kızdan.


Tekerlekli sandalye de ki umutlarını diğer odaya kızın yanına gitti..
Yine niye geldin dedi çocuk,
İşin içine aşk girmese de olur elimden tutsun yeter dedi kız.


Güneş pencereyi kırıp tokatlarken çocuğun yüzünü,
Tekerlekli sandalye de ki umutlarının seslerini duydu çocuk.
Niye sigara içiyorsun diye sordu kız,
Bir kiralık katil arıyordum, en ucuzu buydu dedi çocuk.
Sonra düşünmeye başladı..
Hayatmı bu kadar acı, yoksa tüm bildiklerim mi az şekerli ?
Unutmak istedikçe hatırlamak,
Ya da en iyisi unutmayı bırakmak.
Sevmese de olur, cigerlerim de ki hırıltıyı dert etse oda yeter.
Acılarıma, yanıklarıma, yaralarıma özenme..
Her bileğin kendine has kesikleri vardır,
Her aşık aslında ağır kanamalıdır,
Aslında her aşık birer yangındır, iki kişilik yatakların sol tarafında ki yalnızlıklarda.
Her öpücük cankurtarandır, yorgun gecelerin hiç gelmeyen 'senli seviyorum'larında..
Uzun yollar yaratır kendine, sırf sen peşine düş diye..
Tek kişilik sevişmeler de çatışma haberidir.
'Gecenin ilerleyen saatlerinde sakat umutlarla girilen çatışmada,
Üç ayna paramparça, beş sayfa şiir yırtık ve çocuk olduğu belirlenen umutlar ölü olarak ele geçirilmiştir'...

Çok mu çirkin düşlerin dedi kız,
Hayır sadece yüzme bilmiyorlar dedi çocuk,
Gözlerinde boğulmaktan korkuyorlar..
Git dedi çocuk.
Git..
Yoksa canımız yanacak..
Niye diye sordu kız.
Bildiğin gibi değil dedi çocuk,
Bildiğin gibi değil,
İşin içine aşk bir girdimi çıkmıyor.. 
 

10 Eylül 2011 Cumartesi

Melez Deli

Son Sigaramı söndürürken gözlerinde,
Bir damla kül ağladım, dün gece..


Delikanlılar filmlerden öğrendiği gibi öpüyordu genç kızları..
Nerde aklıma takılırsa orda sabah,
Hangi şişenin içine Düşersem ordan akşam..


Diş ağrısı kadar dayanılmaz,
Ölüm korkusu kadar sinsi,
Boş bir anaokulu kadar mutsuz.
Bu hikaye ortaçağda ölmek isteyen,
Yirmi birinci yüzyılda yaşayan bir deliyi anlatıyor..


En iyi arkadaşı sadece uykusun da mutlu,
En sevdiği hobisi şizofren yağmur damlaları toplamak.
Ve kurtulamadığı tek gerçeği lanet yalnızlık fobisi..


Bu hikaye 'bindokuzyüzonüç'' yılından beri,
Sarı kağıdın üstünde kımıldamadan duran bir deveyi anlatmıyor..
O devenin orda nasıl durduğunu düşünen bir deliyi anlatıyor..

05.07.2011 tarihinde yazılmış geç yayınlanmıştır..